Atriyal fibrilasyon (AF) — halk arasında kalp titremesi veya düzensiz kalp atışı olarak bilinen ritim bozukluğu olan hastalara yıllardır aynı öneri yapılıyor: “Kahveyi bırakın. Çünkü , kafein kalp ritim bozukluğunu tetikler, riski artırır.” Ama yeni yayımlanan randomize kontrollü bir çalışma bu yaygın kanıya meydan okuyan şaşırtıcı sonuçlar ortaya koydu.
Çalışmaya ABD, Kanada ve Avustralya'dan 5 farklı merkezde, AF veya atriyal flutter nedeniyle şok ile ritim düzeltme işlemi planlanan 200 yetişkin hasta dahil edildi. Hastaların tamamı önceden kahve içen kişilerden oluşuyordu. Ortalama yaş 69, katılımcıların yüzde 71'i erkekti.
Hastalar iki gruba ayrıldı. Bir gruba günde en az bir fincan kafeinli kahve içmeleri, diğer gruba ise hem kafeinli hem de kafeinsiz kahveden ve kafein içeren tüm ürünlerden tamamen uzak durmaları söylendi. Altı ay boyunca AF veya atriyal flutter tekrarlaması takip edildi.
Kahve içen grupta ritim bozukluğunun tekrarlama oranı yüzde 47 iken, kahve içmeyen grupta bu oran yüzde 64 olarak gerçekleşti. Başka bir deyişle, kafeinli kahve içen hastalarda AF tekrarlama riski, hiç kahve içmeyenlere kıyasla yüzde 39 daha düşük bulundu. Yan etki açısından iki grup arasında anlamlı bir fark gözlemlenmedi.
Arastırmacılar, bu bulgunun kafein ritim bozukluğunu tetikler şeklindeki genel kanıyı doğrulamadığını ve AF olan hastaların kahveyi bırakmak zorunda olmadığını gösterdiğini vurguluyor. Bununla birlikte, çalışmanın tasarımı , yani hastaların hangi grupta olduklarını bildikleri gerçeği bir sorun olarak belirtiliyor
Dr. Genco Yücel Ne Diyor ?
Atriyal fibrilasyon hastalarına ilk muayenede neredeyse hepimiz aynı şeyi söylüyoruz: “kahveyi azaltın, tercihen bırakın.” Bu öneri onlarca yıldır süregelen bir alışkanlık ve büyük ölçüde teorik bir temele dayanıyor — kafein kalp hızını arttırır, bu da ritim bozukluğunu tetikleyebilir mantığına. Ama elimizde bunu net biçimde gösteren bir araştırma bugüne dek yoktu. Bu çalışma bu boşluğu dolduran ilk randomize kontrollü deney.
Sonuçlar gerçekten beklenmedik. Kahve içmeye devam edenlerde ritim bozukluğunun daha az tekrarladığını görmek, yıllardır verdiğimiz öneriyi yeniden düşündürüyor. Kafein içeren kahvenin ritim üzerindeki etkisi sandığımız kadar zararlı olmayabilir; hatta tam tersine bir koruyuculuğu bile olabilir. Bunun mekanizması henüz tam olarak açıklanmış değil.
Ancak şunu da söylemem gerekiyor: bu tek bir çalışma. 200 hasta, 6 aylık takip süresi. Sonuçlar umut verici ama kesin bir öneri değişikliği için erken. Özellikle günde çok sayıda fincan kahve içen, uykusuzluk veya çarpıntı şikayeti olan ya da ilaç kullanan AF hastalarının bu bulgudan hareketle kendi başlarına karar vermemesi gerekiyor.
Pratikte söyleyebileceğim şu: eğer AF'niz var ve günde bir fincan kahveden vazgeçemiyorsanız, artık bunu yapmak zorunda olmadığınıza dair makul bir bilimsel dayanak var. Ama her zaman olduğu gibi, kendi doktorunuzla konuşmadan alışkanlıklarınızı değiştirmeyin