Birçok farklı çalışmayı bir araya getiren bir değerlendirme kolesterol yüksekliği tedavisine çok yeni bir bakış getiriyor. Kolesterol yüksekliği tedavisi kalp krizi riski düşük olanlarda riski yüksek olanlara göre çok daha faydalı görünüyor.
Yaklaşık 106.000 hastayı içeren benzer kalite ve yapıda 17 çalışmada ortalama 63 yaşında hastalar ortalama 4.5 yıl izlenmişler. Calışmaların coğunluğu 12 tanesinde sadece kolesterol düşürücü statin grubu ilaçlar, kalan 5 tanesinde ise farklı ilaçlar kullanılmış. İlaç kullanmayanlarla kıyaslandığında riskte azalma LDL düşüşü ile orantılı olarak artıyordu. Risk analizi yapılırken %25 risk azaltmak için LDL düşüş oranları tespit edilmiş. Kalp açısından riski düşük olanlarda aynı oranda LDL düşüklüğü ile yüksek risk grubundakilere göre daha fazla fayda , risk azalması görülmüş.
%25 risk azalması sağlamak için yıllık riski %1 olarak hesaplanan düşük riskli grupta LDL’de 14mg/dl düşüş yeterken, yıllık riski %3 olarak hesaplanan yüksek riskli grupta LDLnin 100mg/dl üzerinde düşmesi gerektiği bulunmuş.
Ortalamaya koroner kalp hastalığı riskinin %50 civarı azaldığı görülmüş. Vurulduğunda LDL seviyesinde yaklaşık 40 birimlik düşme ile
Kısıtlılıklar: Bu öneriler büyük ölçüde gözlemsel ve genetik veriye dayanıyor; "herkes genç yaşta ilaç başlamalı " anlamına gelmiyor. Öncelik hala yasam tarzı değisiklikleri ve gerçekten yüksek riskli kişilerin doğru şekilde belirlenmesi.
Dr. Genco Yücel Ne Diyor?
Kalp damar hastalığının erken yaşlardan basladığını biliyoruz. Ve statin grubu başta olmak üzere kolesterol düşürücü ilaçlarla kalp krizi riskinin azaldığını biliyoruz. Ancak günümüzde tedaviye başlamadan evvel risk değerlendirmesi yapıp ona gore tedaviye başlamayı öneriyoruz. Risk yüksek ise ilaç öneriyoruz. Düşük ise izlemeye alıyoruz. Kolesterol tedavisini ve nasıl düsündüğümüzü detaylarıyla blog yazımda ele almıştım. Çünkü düşüncemiz ne kadar riskli ise o kadar fayda görür, risk düşükse riski daha fazla düşürmek zor olduğundan ilaç başlanması geciktirilebilirdi. Bu araştırma tersini söylüyor. Risk düşük olsa da daha erken başlamak ve uzun devam etmek daha faydalı olabilir diyor.
Belki de risk yüksek olanlarda damarlarda hastalık veya hastalığa götüren faktörler daha fazla etki yaratmış bunun sonucunda da faydayı azaltıyor olabilir. Belki oluşan prosesler veya darlıklar tedaviye daha dirençli hale geliyorlar. Klasik deyişte olduğu gibi “yılanın başını küçükken ezeceksin”
Bu araştırmada kullanılan nispeten eski araştırmalarda risk derecelendirmesinin klasik yöntemlerle; yaş, sigara kullanımı , şeker, tansiyon yüksekliği ve aile öyküsü ile yapıldığını vurgulamamda fayda var. Ama blog yazımda da altını çizdiğim gibi günümüzde yeni laboratuar tetkikleri, genetik analizler ve BT koroner anjiografi gibi tetkikler ile risk derecelendirmek çok daha farklı yapılabiliyor. Belki de bu yeni gündeme alınan riskler klasik risk derecelendirmesine göre daha uygun, daha başarılı olabilirler.
Ben bu araştırmadan şu sonuca ulaştım. Hastalığın ilk işaretleri, riskleri ortaya çıktığında riskler artmadan tedaviye başlamanın faydası çok daha önemli görünüyor. Çoğu hastamız yaşım genç tedaviye ne gerek var darken, bu araştırma en ufak risk artışı varsa yaşına bakma tedaviye başla diyor. Kolesterol bir gecede yükselmiyor, damar duvarında yıllar -hatta on yıllar- içinde sessizce etki ediyor.. Bu nedenle "40 yaşıma kadar kolesterolüme bakmama gerek yok" düşüncesi artık geçerliliğini yitiriyor. Kolesterol yüksek, en ufak bir risk görülüyor ise, ilaç başlamak faydalı.
Bu arada tersi geçerli olmadığını da vurgulayayım. Yani hastanın risk yüksek ise fayda görmüyor değil. O yüzden riskli ya da değil sebep varsa kolesterol düşürücü tedavi kalp problem riskini düşürüyor. Yaşın genç olması buna engel bir durum değil.